Buzlukta Çorba Saklarken Yapılan 5 Hata

Buzlukta Çorba Saklarken Yapılan 5 Hata

Buzlukta Çorba saklamak gerçekten güzel bir fikir ve çoğu zaman da kurtarıcı olabiliyor. Çorba yapacak vaktiniz olmadığında, evde çorba malzemesi kalmadığında veya beklenmedik misafirler olduğunda derin dondurucudan çıkaracağınız çorba çok işe yarıyor. Çorba için vakit kaybetmeyip ana yemeğe odaklanabiliyorum. Veya acele bir şeyler atıştıracağımız zaman önden sıcak bir çorba harika oluyor. Hele soğuk kış akşamlarında… Vaktiniz olduğunda ölçüyü fazla tutarak çorbanızı yapıp, o gün tüketilmeyen kısmını porsiyonlayarak derin dondurucuya atmak en ideal yöntem bence. Hem yemek artmıyor, hem üstüste 2-3 gün aynı çorbayı tüketmiyoruz. Farklı bir günde yeni çorba yapmış gibi masaya getirebiliyoruz. Ama Derin Dondurucuda Çorba saklama konusunda da dikkat edilmesi gereken noktalar var. Buzlukta çorba saklarken bu 5 hatayı yapmamaya özen göstermeliyiz. 1. Buzluğa atmadan önce soğumasını beklememek Bu hatayı aceleci davranarak zaman zaman yapıyoruz. Çorbayı tamamen soğumasını beklemeden, hatta ılıkken bile buzluğa koymak, derin dondurucunun iç ısısını düşürür. Buzluktaki diğer yiyeceklerin ani ısınıp soğumasına sebep olabilir. Bu da yiyeceklerin sağlıklı saklanmasında önemli bir sorun. Bunun için sabırlı davranıp, çorba iyice soğuyana kadar beklemeliyiz. İpucu: İşlemi biraz hızlandırmak isterseniz çorba tenceresini buz dolu bir kaba koyup arada bir karıştırarak soğutabilirsiniz. 2. Buzluk kabını fazla yada eksik doldurmak Derin dondurucuya koyacağınız kapları ağzına kadar doldurarak boş yer kalmasın isteyebilirsiniz. Ama özellikle çorba gibi sıvı yiyecekleri ağzına kadar doldurmadan kabın içerisinde biraz boşluk bırakmalısınız. Sıvılar donduklarında olduklarından daha da genişlerler. Buzlukta çorba da bu şekilde, ağzına kadar dolu ve sıkı sıkıya kapanmış bir kapiçindeyse, donduğunda genişleyip Özellikle cam kaplarda bu konuya dikkat etmek gerekir. Yazın soğusun diye dondurucuya atıp unuttuğumuz maden sularını hatırladım :) Fazla doldurmak gibi, kapları az doldurmak da yapılabilecek hatalardan biri. Buzluktaki yiyecekler mümkün olduğunda hava ile...
Kiraz Sapı Faydaları ve Kiraz Çayı Tarifi

Kiraz Sapı Faydaları ve Kiraz Çayı Tarifi

Kiraz sapı hakkında çok fazla şey duymuşsunuzdur. Özellikle son birkaç yıldır çok popüler olmaya başladı. Zayıflamak için kullanılıyor olması ve mevsiminde bolca bulunabilmesi de popülerliğini çok arttırdı. Kirazın bol olduğu zamanda kiraz saplarını çöpe atmamak lazım. İbrahim Saraçoğlu, Ender Saraç gibi uzmanlar kiraz sapını tüketmeyi öneriyorlar ve kiraz sapının faydalı olduğunu söylüyorlar. Genel olarak hem kiraz sapının faydaları nelerdir diye toparlayayım hem de özellikle zayıflama için kullanılan Kiraz  Sapı çayı nasıl yapılır tarifini vereyim istedim. Öncelikle “kiraz sapı zayıflatır mı?” diye bolca duymuşsunuzdur. Kiraz sapı zayıflamada etkili ama sadece zayıflamak için değil. Sindirim ve boşaltım sistemi için de çok faydalı. Sindirim sistemine olan faydasından dolayı bir çok hastalığa karşı etkili. Kirazın sapı kadar kirazın kendisinin de faydalı olduğunu unutmamak gerekiyor. Mevsiminde yöresel meyveleri bilinçi şekilde tüketmek her zaman önemli.   Kiraz Sapının Faydaları İdrar söktürücü etkisi vardır. Bu şekilde vücudu zehirli maddelerden temizler. Böbreklerin temizlenmesine yardımcıdır. Peklik ve kabızlığı giderici etkisi vardır. Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılıp kanın temizlenmesini de sağlar. Bu şekilde yüzdeki sivilceleri de önler. Sistite karşı faydalıdır. İdrar yollarında yaşanan enfeksiyonlarda kullanılır. Ödem atıcı etkisi vardır. Vücutta su fazlasının atılmasına yardımcıdır. Böbrek taşı ve kumunda, ağrılı böbrek rahatsızlıklarında faydaları vardır. Yüksek tansiyona karşı yararlıdır.   İbrahim Saraçoğlu tarifiyle Kiraz Sapı Çayı nasıl yapılır? Yarım litre kaynar suyun içine 30 gram kadar kiraz sapını ekleyin. 10 dakika kadar demleyin. Hazırladığınız bu çayı, günde 3 kez aç karnına tüketmelisiniz. Kiraz Sapı ile ilgili önemli detaylar: Mevsiminde kiraz tüketirken, kiraz saplarını atmayıp, gölgelik bir yerde kurutup saklayabilirsiniz. Veya imkanınız yoksa artık paketler halinde de bulabilirsiniz. Kiraz sapı çayı için, kiraz saplarının rengine dikkat edin. Eğer rengi koyu kahverengiye dönüşüp saplar inceldiyse etkisi azalmıştır. Kiraz saplarını...
Şişmanlatmayan Pirinç Pilavı

Şişmanlatmayan Pirinç Pilavı

Pirinç pilavı bizim sofraların vazgeçilmezlerinden. Ama kilo problemi yaşayanların kaçındığı, bol kalorili bir yemek. Kalorili olmasının sebebi de pirinçin doğası gereği. Çok bilimsel detaylara giremeyeceğim, ama pirinç yediğimizde, içindeki nişasta veya glikozun bir kısmı sonra kullanılmak üzere yağ olarak vücutta biriktiriliyor. Yani yağ depolamamıza sebep oluyor. Bu yüzden pirinçten uzak durmak zorunda olanlara güzel bir haber var. Sri Lankada bilimadamları bir araştırma yapmışlar. Basit bir pişirme tekniğiyle pirinçteki kaloriyi %60 azaltmayı başarmışlar. Pişirme tekniği basit: Pirinçin haşlanacağı su kaynamaya başladığında, pirincin ağırlığının %3 miktarında Hindistan Cevizi yağı ekleniyor ve 30-40 dakika yavaş yavaş kaynatılıyor. Piştikten sonra buzdolabında 12 saat bekletiliyor. Bu kadar. Bilimadamları bunun detaylarını da açıklamışlar ama anlamadığım için yazamadım :) Ayrıca bu denemenin hindistan cevizi yağıyla başarılı olduğu ve diğer yağlarla denenmediğini belirtmek lazım. Diğer yağlar ile deneyip görmek lazım diyorlarmış. Tereyağıyla yada zeytinyağıyla bu yöntem başarılı olsa ne güzel olur.   Kaynak: http://www.telegraph.co.uk/news/science/science-news/11489675/Simple-rice-cooking-hack-could-reduce-calories-by-60-per-cent.html...
10 ipucu: Yemek pişirirken oluşan kokulardan kurtulun

10 ipucu: Yemek pişirirken oluşan kokulardan kurtulun

Mutfakta yemek pişirmek çok keyifli. Pastalar, börekler yaparken mis gibi kokular yayılmasına bayılıyoruz. Ama bir de işin diğer tarafı var. Bazı sebzeler ne kadar besleyici, lezzetli olsalar da pişerken mutfağı kötü kokular kaplayabiliyor. Kötü kokuyor diye güzel faydalı yemeklerden vazgeçecek değiliz. Basit birkaç ipucu ile mutfakta yemekler pişerken oluşan kötü kokuları önleyebilirsiniz. İşte Mutfaktaki Kokuları Gidermenin Yolları: Karnabahar pişirirken, haşlama suyuna çok az süt koyarsanız, kesinlikle kötü kokmayacaktır. Hatta karnabaharlarınız bembeyaz olacak. Kızartma yaparken mutfağımızın kokmasını istemeyiz. Kızartma kokusunu önlemek için, ayrı ufak bir kapta sirkeli su kaynatabilirsiniz. Kızartma yaparken kokuyu önlemek için ayrıca, yağın içine bir sap maydanoz da atabilirsiniz. Balık kızartırken mutfağınızın kötü kokmasını önlemek için kızartma yağına limon sıkın. Kızartma yağını daha sonra da kullanabiliriz. Kereviz pişirirken çıkan kokusunu gidermek için, içine az miktar lahana turşusu ekleyin. Kerevizin kokusu kalmayacaktır. Lahana pişerken çıkan kötü kokuyu engellemek için, tencereye biraz ekmek içi koyabilirsiniz. Ekmek parçaları yemeğin içine karışmasın diyorsanız, küçük bir bez torbayla tencereye ekleyip, piştikten sonra torbayı alabilirsiniz. Ocakta kaynayan sütün kokusunu gidermek için tencerenin üzerine bir ıslak bez serin. Aralıklarla bezi durulayıp tekrar serin Buzdolabındaki yiyecek kokularının birbirine karışmaması için, bir bardak sütü ağzı açık şekilde dolabınıza koyun. Bardaktaki süt tüm kokuları emer. 1-2 gün sonra sütü dökebilirsiniz. Ekmek kesme tahtanızın üstü zamanla kötü kokar. Bu kokuyu yok etmek için, limonu kesip tahtanızı limon ile ovalamanız yeterli. Çaydanlıklar kullanılmadıkça kötü kokmaya başlar.Çaydanlık içine bir kesme şeker koyup kokuyu giderebilirsiniz. Ayrıca genel kokular için, bir bardak sirke, bir tutam karbonat veya biraz kahveyi mutfağınızda bir köşede bekletirseniz kokuları çekecektir. Sizin de buna benzer mutfak ipuçlarınız varsa, yorum olarak paylaşır mısınız?    ...
Böyle Soğan Doğrayan Görmediniz

Böyle Soğan Doğrayan Görmediniz

Öyle hızlı soğan doğruyor ki şaşırdım gerçekten. Teknik olarak göze çok hoş gelmediğini kabul ediyorum. Ama bir soğanı nerdeyse blender kadar hızlı doğruyor bu adam. Videoya bakarsanız 8-9 saniyede koca soğanı gayet güzel doğramış oluyor. Etrafa biraz fazla dağıtıyor ama olsun :) Yapması gerekeni yapıyor sonuçta… Böyle bir teknikle soğanı parçalamak için elindeki bıçağın ne kadar keskin olduğunu tahmin edersiniz. Samuray kılıçları gibi bir bıçak olmalı. Ayrıca bu kadar hızlı olana kadar, bu keskin bıçakla parmaklarını kaç kere kesti acaba diye çok merak ettim :)  ...
Domuz Gribi Hakkında 5 Soru ve Cevap

Domuz Gribi Hakkında 5 Soru ve Cevap

Adını Domuz gribi olarak bildiğimiz H1N1 virüsü, 2009’daki büyük salgından sonra bu sene de tekrar gündemde. Yemek tarifleri blogunda belki ne işi var diyebilirsiniz. Beslenmeden, temizliğe, insanlarla kuracağımız iletişime kadar hayatımızın her alanını ilgilendiriyor aslında. BBC sitesinde konuyla ilgili bu güzel yazıyı bulunca, hepimizi ilgilendirdiği için bu bilgileri paylaşmak istedim. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, bugüne kadar toplam 30(farklı bir haberde 33 olarak geçiyor) kişinin domuz gribi nedeniyle hayatını kaybettiğini açıklamış. Ama bu 30 ölüme rağmen henüz bir salgın olmadığını belirtiyor. “Salgın” yok denmesi aslında tıbbi bir terim sanırım. Yani salgın statüsüne geçmesi için daha büyük yayılmaya başlaması gerekir. Salgın durumuna geçmeden önce ne kadar bilinçlenip tedbir alırsak o kadar zararsız atlatırız bu hastalığı… Bizde durum böyleyken, Hindistan’da çok daha ciddiymiş. Hindistan Sağlık Bakanlığı, domuz gribine yakalanan 30 bin kişi olduğunu ve bunlardan 1730’unun hayatını kaybettiğini açıklamış.. Beş yıl önceki salgından sonra tekrar tekrar karşımıza çıkan domuz gribi hakkında sıkça sorulan bazı soruların yanıtları ise şöyle: H1N1 virüsü nedir? İlk kez 2009 yılında Amerika kıtasında görülen virüs, aslında normal grip virüslerinin bir türevi. Ancak domuz, kuş ve insan virüslerinin karışımı olduğu ve ilk ortaya çıktığında domuzdan insana bulaştığı için hastalık ‘Domuz gribi’ adını almış durumda. Mutasyona uğramış bir virüs olduğundan dünyada çok az insanın H1N1’e karşı bağışıklığı bulunuyor. Domuz Gribi Belirtileri neler? Domuz gribine yakalanan bir kişi normal bir grip hastasıyla neredeyse aynı şikayetleri dile getiriyor. Belirtileri ateş, öksürük, boğaz ağrısı, eklem ağrıları ve titreme gelmesi. Hastalığın domuz gribi mi yoksa daha yaygın olan herhangi bir grip virüsü mü olduğu ise ancak laboratuvar testleri ile anlaşılıyor. Domuz Gribi Nasıl yayılıyor? Domuz gribi, diğer yaygın grip türleri gibi hava yoluyla insandan insana bulaşabiliyor....